Jeopolitik Risk, Küresel Dengesizlik, Brexit ve Asya Ekonomileri Kur Tercihleri


1-      Jeopolitik risk nedir? Finansal piyasalar üstündeki etkileri nelerdir?
Yunanca “geo” toprak, “politeia” ise siyaset anlamına gelir. Kısaca jeopolitik kelimesinin anlamını coğrafya için devletlerin anlamı olarak tanımlayabiliriz. Ülkeler ekonomik-siyasi politikalarını bulundukları coğrafyanın koşullarına göre düzenler. Yeraltı kaynakları, nüfus politikaları, savaşlar, iç karışıklıklar, turizm gelirleri, siyaseti belirleyen coğrafya temelli etkilerdir. Yatırımlar ise bu siyasi kararların sonucunda doğan finansal veriler üzerinden değerlendirilir. Örnek vermek gerekirse, 2013 yılında patlak veren Rusya-Ukrayna savaşı sonucunda Rus Rublesi %17, Ukrayna Grivnesi %38 oranında değer kaybetti. Bölgedeki riski fiyatlandıramayan yatırımcılar riskten kaçınmak adına bölgeyi terketmiş ve iki ülke ekonomisi bu durumdan olumsuz etkilenmiştir.
“Jeopolitik risk” kavramını anlamak isteyenler için ülkemiz çok güzel bir laboratuvar görevi görmekte. Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri, Ortadoğu petrollerinin terörist grupların eline geçmesi, Suriye iç savaşından kaçan göçmenlerin getirdiği ekonomik yük, ABD-Rusya-İran devletlerinin bölgedeki askeri hamleleri sorunlardan sadece birkaçı. Türkiye uzun yıllardır benzer sorunların arasında kalmış olmasına ragmen dinamik bir ekonomi olma özelliğini yatırımcılarına göstermiş, dış politika hamleleriyle -AB uyum süreci- gibi hamlelerle yatırımcıya güven vermiştir. Bu sayede G20 ülkeleri arasında yerini hala devam ettirmektedir.
Sonuç olarak finansal piyasalar küresel ölçekte fiyatlama yaparken tüm bu etmenlerin risk faktörlerini hesaba katar ve adımlarını ona göre atar. Genelde riskten kaçınma eğiliminde olan piyaslar için coğrafya ve coğrafya temelli sorunlar yatırım önceliklerini belirleyen faktörlerdir.

2-      Küresel Dengesizlik Nedir?
Gelişen teknoloji ve bilişim araçları sayesinde küresel olarak ticaret hacmi sürekli artmaktadır. Büyüyen bu ticaret hacmi sayesinde tüketiciler daha taleplerine daha hızlı ulaşabilmekte, üreticiler ise kar çeşitliliğini arttırabilmektedir. Fakat bu durum uluslararası ticaret düşünüldüğünde kimi sorunlara sebep olmaktadır. Bu sorunların en güncel olanlarından biri ise “Küresel Dengesizlik” olarak adlandırılmaktadır. Küresel dengesizliği, cari dengesizlik olarak adlandırmakta mümkün olmakla beraber, cari açığın ya da cari fazlalığın dengesizlik yarattığı bilinmektedir. Döviz kurları, fiyat değişimleri ve gelir değişimleri ticari dengesizlik yaratabilir. Aynı zamanda cari açığı yaratan nedenler arasında yatırım-tasarruf dengesizliği de olabilir. Küresel dengesizlik, ülkelerin dünya ekonomisindeki payı ile doğru orantılı bir şekilde artmaktadır Örnek vermek gerekirse ABD cari açık vermekte olup, Almanya, Japonya, Çin ve petrol ülkeleri cari fazla vermektedir. Büyüme oranları arasındaki farklılık, üretim şekilleri, finansal beklentiler ve sosyal güvenlik sistemleri bu ülkelerdeki dengesizliklerin sebebidir.

Sonuçları Nelerdir?
ABD’nin verdiği cari işlemler açığının, Asya’da cari fazla veren ülkeler tarafından düşük faiz ile finanse edilmesi durumu finans piyasasını işleyişi şeklinde yorumlanabilir. ABD ekonomisinin sürekli canlı oluşu bu açığı karşılayabilme fırsatını doğuruyor. Fakat “Pandemi” gibi ekonomi dışı etmenler hesaba katıldığında ABD’de ticaretin yavaşlaması, ekonominin daralması gibi sonuçlar doğacaktır. Bununla mücadele yönetimini para arzını genişletmek olarak belirleyen ABD, enflasyon ve doların değerinin düşmesi gibi sonuçlar ile yüzleşmek zorunda kalacaktır. Bu da ABD’nin cari açığını kapatma konusunda çok zorlanacağını işaret etmektedir. Ayrıca üretim kapasitelerinin azalması, büyüme oranlarının azalması hatta daralması, sosyal güvenlik sorunlarını ve kamu maliyesi politikalarının gözden geçirilmesi sonucunu doğuracaktır.
     
      Çözüm Nedir?
Gelişen teknolojinin de yardımıyla risk analizlerinin daha kontrollü yapılması, toplam talebin arttırılması, cari fazla veren ülkelerin cari açık veren ülkelerden alım yapması, ulusal ekonomik bilinçtense küresel bilincin ortaya konması kimi uzmanlar tarafından desteklenen çözümlerdendir.
Kişisel çözüm önerilerim ise; gelişmekte olan ülkelere yatırımların arttırılması, kamu maliyesi politikalarının genişletilmesi, gümrük vergilerine düzenleme getirilmesi, yatırım yapılan ülkelerdeki proleter sınıfa daha çok destek olarak toplam talebin arttırılması, cari açık veya cari fazla veren ülkelerin denetimini küresel ölçekte arttırmak olarak sıralanabilir.

Brexit’in Finansal Piyasalardaki Olası Etkileri
Brexit, AB’nin en büyük ikinci ekonomisi olan İngiltere’nin AB üyeliğinden ayrılmasına verilen addır. Henüz gerçekleşmemiş olan “Brexit” uzun zamandır İngiltere kamuoyunun ve AB ülkelerinin en önemli meselelerinden. Daha gerçekleşmeden bile finansal piyasaları etkileyen bu olay gerçekleştiğinde özellikle İngiltere ekonomisi başta olmak üzere diğer ekonomilerde de hasarlar bırakacaktır.
Brexit sonrasında uzmanlara göre İngiliz ekonomisi %5-6 oranında küçülecek, sterlin’in değeri ise %10-12 bandında düşecektir. Ayrıca İngiltere’nin kredi notunun düşeceği de beklentiler arasında. İngiltere ekonomisini kaybeden AB ülkeleri, kan kaybetmiş olacak ve ticaretin yavaşlamasına sebep olacaktır. Cari açığını büyük ölçüde İngiltere’den aldıkları krediler ile karşılayan Türkiye gibi ülkeler, Londra merkezli finans kuruluşlarının zarar görmesiyle bu durumdan olumsuz etkilenecektir. AB ülkeleri ve İngiltere’ye ihracat yapan Türkiye ve diğer ülkelerde ticaret kısa vadede sekteye uğrayabilir. Bu durum ekonomilerde daralmalara yol açabilir. Küresel ölçekte ise “cari dengesizlik” sorunu artacaktır. Sorunun çözümü ise İngiltere ile ikili serbest ticaret anlaşması yapmaktan geçiyor.

Asya Ülkelerinde Döviz Kuru Tercihi Nasıl Değişim Göstermiştir? Döviz Kuru Seçiminde Belirleyici Faktörler Nelerdir?
Asya ülkelerindeki kur rejimlerini anlamak için 1997 Asya Krizini milat olarak kabul etmek gerek. 1997 yılında başta Tayland, Güney Kore gibi ülkelerin para birimleri adeta çökmüş ve ekonomilerde ağır hasarlar açılmıştır. Bu krizin sebeplerinden birini ülkelerin kur rejimi olarak açıklayabiliriz. İhraç edilen ürünlerin çeşitliliği, dışa açıklık dereceleri, denetimden yoksunluk, sermayenin hareketliliği kur oranlarını sabitlemekte güçlük yaşatmış olup Asya ülkelerinde ve Güney Amerika ülkelerinde krize sebep olmuştur. Krizler sonucunda söz konusu ülkeler dalgalı kur rejimine geçmiş olup tıkanmanın önünü açmışlardır. (Kimi uzmanlara göre söz konusu dalgalı kur rejimine geçiş bu ülkelerde sözde yapılmış olup, değişik para politikalarıyla kur baskısı devam ettirilmiştir.) Aşağıda söz konusu ülkelerin kur politikalarındaki değişiklik tablolaştırılmıştır.

Ülke
Kriz Öncesi Uygulanan Kur Rejimi
Kriz Sonrası Uygulanan Kur Rejimi
Türkiye
Sürünen Parite
Bağımsız Dalgalanma (2001)
Tayland
Ulusal para fiili olarak dolara sabitlenmiştir
Bağımsız Dalgalanma (1997)
Malezya
Ulusal para fiili olarak dolara sabitlenmiştir. (-/+ 1 değişiklik gösterebilir)
Bağımsız Dalgalanma (1997)
Endonezya
Sürünen Parite
Bağımsız Dalgalanma (1997)
    Berg ve diğerleri, 2003: 20-5;Dabrowski, 2002;38

Kimi uzmanlara göre ise kur belirlemede kur istikrarı, para politikalarında bağımsızlık ve uluslararası finans çevreleriyle bütünleşme ideallerinin aynı anda olması imkansızdır. Bu hipotez “İmkansız Üçleme” olarak adlandırılır. Hipoteze göre bu önceliklerden en az birinden vazgeçmek gereklidir.


       Frankel,1998: 8

Kaynakça:


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ekonomi'de 2019 özeti ve 2020 Beklentileri

PADİŞAH MI? BAŞKAN MI?