Zırva


Kırın ortasında sarı sıcak çiçekler.
Sarı yapraklar, kendilerine can veren toprağa ve gökyüzüne paralel şekilde uzanırlar... İnce ve uzun en yeşilinden saplar…
Ve güneş,
En tepeden ormanı selamlar.

Hayvanların olmağı bir zaman… Evet henüz yoklar. Bu güzel ve yabani otlar ile ilişki kuracak kimsecikler yok etrafta. Demem o ki, en ayaklısından kırk tane kırkayak bile gelmedi dünyaya daha.
Çiçeklerin üremesinin yegane yolu bahara doğru ve kışa inat esen rüzgarlar.
Rüzgarlar…
Rüzgarlar bir çiçeği koparacak kadar sert esebilirler. Bir çiçekteki poleni diğer bir çiçeğe taşıyacak kadar naifte esebilirler çiçeklerden yana.
Bundan dolayıdır ki rüzgarlar aslında insanlara benzerler.
Ya yok eder insan güzellikleri, ya da elindekilerden yoktan var eder.

Ufak tefek böcekler telaş içindeler… Nihayetinde artık küçük küçük hayvanlar kendilerine yer edinmeye başladı doğada. Artık güzel yeşillikler ile iletişim kurabilecek birileri var. Amaçları her canlı gibi soylarını devam ettirmek, yöntemleri ise çiftleşmek.
Soyumuz devam etsin diyen böcekler, polen ile beslenmeyi öğrendi az önce. Çiçekten çiçeğe koşan bu ufak tefekler, bedenlerine yapışan polenleri, beslenmek için gittikleri diğer çiçeklere taşıdılar. Hem çiçekler kazandı hem böcekler.
Rüzgarın üstündeki yük hafifledi ve dans etmek kaldı beraber. 

Sonra geldiler yavaştan. Topraktan yürüye yürüye geldiler, bellerine bağladıkları sıcak postlarla ve mağaralarında boyadıklarıyla. Ezilen üzümlerden şaraplarıyla, tutuşan alevdeki tunçlarıyla, tohumlarını toprağa katınca da yağmur için dualarla. Ateşten dövdükleri kılıçlarına kalkan yapa yapa geldiler. Belki de denizleri ortadan bölmek için özgürlük uğruna.
Müstahaktır başkaldırı firavuna! Selam olsun, borcumuz var Musa’ya.
Az önce gördüm.
Zamanı büktüler uzayda.

Kutuplardan hallice halet-i ruhiyyemiz. Erirken kimi duygular küresel kutuplaşmayla, bir delik açarız ozona veya peygamber katına.
Atıkları zehir düşündüklerimizin, ve ahı var kuruttuğumuz derelerin. Altını üstüne getirdik yerkürenin, ölülere ihtiyacı var madenlerimizin.
Altını üstüne getirdik. Canımızın, bedenlerimizin… 
Zulmü en çok doğaya zalimin. Ağalarla savaşması için ona kucak açan Toroslar, hala İnce Memed’in.
Hani baca var ya
Evet evet o baca
Götüne girsin tüm kapitalistlerin.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Jeopolitik Risk, Küresel Dengesizlik, Brexit ve Asya Ekonomileri Kur Tercihleri

Ekonomi'de 2019 özeti ve 2020 Beklentileri

PADİŞAH MI? BAŞKAN MI?